Teklif
Tansel, Kaan ve Manolya'yı da yanına alarak biraz daha sessiz bir odaya geçti. Hiç oyalanmadan Kaan'ı neden ısrarla çağırdığını açıkladı: Beraber çalıştığı yeni müzik grubunun gitaristinin istifa ettiğini ve fırsatı değerlendirmek isteyip istemeyeceğini merak ediyordu. Tarzına yakın bulduğu bu grubun geleceğinden çok umutluydu, Kaan gibi deneyimli ve güvenilir (sonuçta çok yakın arkadaşlardı) bir gitaristle bu hedeflerine daha çabuk varacaklarından emindi.
Kaan birden gelen bu teklife hem şaşırmış, hem de sevinmişti. Şuan ciddi bir projede yer almıyordu ve tam da böyle bir fırsat bekliyordu. Bu teklifin bilhassa çok sevdiği ve yaptığı işlere hayranlık duyduğu bir arkadaşından gelmesi onu rahatlatmış ve gururlandırmıştı. '' O zaman neden bir deneme yapmıyoruz!?'' dedi coşkuyla. Tansel'de '' Beni çok mutlu ettin kardeşim. En yakın zamanda sana günü ve saati bildireceğim. Şimdi çocukları arıyorum. Eminim teklifimi kabul ettiğini duyunca havalara uçacaklar.'' dedi ve bu olayı salona geçtiklerinde bir şişe şampanya ile kutladılar.
Sabaha karşı eve gelen Manolya, Bade'yi salonda oturmuş harıl harıl yazı yazarken bulunca çok şaşırdı. Geldiğini fark etmemesine ise daha da çok şaşırdı. Yavaşça arkadaşına yaklaştı ve omzuna hafifçe dokunduğunda Bade irkilip adeta havaya sıçradı. Manolya merakla ve şen şakrak bir şekilde ''Nen var kuzum!?'' deyip gerdan kırarak eski Türk filmlerinde ki hülyalı bakışlardan attı ve kıkırdamaya başladı. Bade hiç bir şey söylemeksizin bakışlarıyla ve kaşlarıyla sehpanın üzerinde duran çiçeği işaret etti. Manolya gece boyunca içtiği içkilerin de verdiği neşeyle ve rahatlıkla, uzun bir ''Ooooooooo'' çekerek çiçeğe yöneldi ve hemen kimden geldiklerini sordu. Bade ise bilmediğini söyledi ve defterine yapıştırdığı kartı gösterdi. Bunun üzerine Manolya afacan bir kız çocuğu gibi kendisini divana atarak Bade'ye sarıldı ve ''Ay çok heyecanlııı'' diye bağırarak zıplamaya başladı. Bade'nin yoğun uğraşları sonucu bir süre sonra sakinleşti ve bu seferde böyle transa çekmiş vaziyette neler yazdığını sordu. ''Kafam çok karıştı, ben de çözümü yazmakta buldum. Ama uzun zamandır yazmadığım için kendimi bir türlü durduramadım, eve geldiğimden beri yazıyorum!''diye cevap verdi.
Manolya sezgisel bir şekilde mutfağa gidip hem arkadaşı, hem de kendisi için birer kahve yaptı. Bade bunun tam da ihtiyacı olan şey olduğunu belirtti ve teşekkür etti. Bir süre sessizce kahvelerini yudumladıktan sonra bu sefer soru sorma sırası Bade'deydi: ''Film gösteriminden sonra neler yaptınız?'' Manolya bir çırpıda bütün olan biteni anlattı ve Kaan'ın ne kadar şanslı olduğundan bahsetti. Bade grubun adını sorduğunda ise buna henüz net bir karar verilmediğini, halen arayışta olduklarını söyledi. ''Eh ünlü olduklarında sende röportajlarını yaparsın artık!'' diye takıldı Bade. Kahvesini bitirdikten sonra Manolya ertesi gün nasıl kalkacağından yakınarak uyumaya gitti. Bade'de uykusu gelmemesine rağmen birazcık uyuması gerektiğine karar verip odasına geçti.
Manolya rüyasında yine bu gece ki gibi kalabalık bir ortamdaydı. Ancak Kaan yanında değildi ve burada ki kimseyi de tanımıyordu. Etrafında dönerek tanıdık bir sima arıyordu, fakat tanıdığını düşündüğü insanlara yaklaştığında onları aslında tanımadığını fark ediyordu. Bir süre bu şekilde bocaladıktan sonra ileri de bir kapının açıldığını ve o kapıdan Kaan'ın çıktığını gördü. Bu seferde kalabalığın arasından Kaan'a ulaşmaya çalışıyor ama bir türlü ona ulaşamıyordu. Sonra birde ortam değişti ve kendisini büyük ağaçların bulunduğu gösterişli bir evin bahçesinde buldu. Geceydi ve etraf hayli karanlıktı ama kulağına tanıdık sesler geliyordu, hatta uzaktan gitar sesi de duyuyordu. Gitarı çalanın Kaan olduğundan emindi ve diğer seslerde muhtemelen arkadaşlarının sesleriydi. Birden hemen yanında ki gül tarhını fark etti. Koyu kırmızı renkli güllerden bir gonca kopartıp hafifçe yapraklarını okşadı. Kadife dokulu bu güzel çiçeği burnuna götürdüğünde ise yoğun ve güzel kokusuyla adeta kendinden geçti.
Bade ise rüyasında stüdyosundaydı ve kapının çaldığını duyunca hemen ayağa kalkıp aceleyle kapıya gidiyordu. Ama ''Kim o?'' diye seslendiğinde karşıdan hiç ses gelmiyordu. Kulağını kapıya dayadığında bir nefes alışverişi duyuyordu ama kapının deliğinden baktığında kimseyi göremiyordu. Kapıyı açıp açmamak konusunda tereddüt ediyor ve geri çekiliyordu. Bir süre sonra kapı tekrar çalınca kapıyı açıyor ama bu sefer de paspasın üstünde ki karttan başka hiç şey görmüyordu. Eğilip kartı eline aldığında ise küçük beyaz bir katta ''Beni düşündüğünü biliyorum'' yazıyordu. Kartı alıp kapıyı kapattıktan sonra mutfağa gidiyor ve gelecek olan misafirleri için nachos yapıyordu (bu tarifi merak edenler tarifi aşağıda bulabilirler). Ardında arkadaşlarının sesini duyuyor ve kapıyı açtığında gelenlerin çocukluk arkadaşları olduğunu görüyordu. Hem şaşırıyordu hem de çok seviniyordu. Tam da kapıyı kapatacakken arkadaşları hep bir ağızdan 'Kapatma, ''o'' gelecek!'' diyorlardı. Bakmak için kafasını kapıdan çıkarttığında ise uyandı, çoktan sabah olmuştu.
Nachos
1 büyük paket mısır cipsi (mümkünse sossuz olanlarından)
1-2 domates
1 küçük boy soğan
1-2 yeşil biber (varsa jalapone)
1-2 diş sarımsak
Bir tatlı kaşığı limon suyu
Yarım çay kaşığı pul biber
Yarım çay kaşığı kuru nane
Yarım çay kaşığı kuru kekik
2 küp şeker
Tuz
1 tepeleme tatlı kaşığı domates salçası
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 bardak rendelenmiş kaşar
Yarım kutu meksika fasulyesi
Bir kutu mısır
Bir avuç çekirdeği çıkartılmış siyah zeytin
Yapılışı
Tavada zeytinyağımızı iyice ısıttıktan sonra sırasıyla ezilmiş sarımsak sonra küçük şekilde küp küp doğranmış soğan, onlarda biraz pembeleşince küp doğranmış biberleri ekliyoruz. Biberler de yumuşayınca salçayı ve baharatları ekliyoruz. Salçamızın da kokusunu almaya başladığımızda kabukları soyulmuş küp kesilmiş domateslerimizi ve limon suyumuzu sonrasında şekerini ve tuzunu ekliyoruz (tuz damak tadına göre). Güzelce pişirdikten sonra kenara alıyoruz. Bir fırın tepsisine veya borcama yağlı kağıt serip üzerine cipleri yayıyoruz. Cipslerin üzerine yaptığımız sosu ekliyoruz. Sonrasında ince dilimlediğimiz zeytinleri, suyu iyice süzülmüş mısırları ve fasulyeleri elimizle gelişi güzel serpiştiriyoruz. En üste de kaşar peynirini yayıp önceden ısıttığımız fırında 180C derece peynirler erip, üstü hafifçe kızarana kadar pişiriyoruz (Fırından çıkartınca üzerine jalapeno turşusu ekleyebilirsiniz).
Afiyet olsun!
Kaan birden gelen bu teklife hem şaşırmış, hem de sevinmişti. Şuan ciddi bir projede yer almıyordu ve tam da böyle bir fırsat bekliyordu. Bu teklifin bilhassa çok sevdiği ve yaptığı işlere hayranlık duyduğu bir arkadaşından gelmesi onu rahatlatmış ve gururlandırmıştı. '' O zaman neden bir deneme yapmıyoruz!?'' dedi coşkuyla. Tansel'de '' Beni çok mutlu ettin kardeşim. En yakın zamanda sana günü ve saati bildireceğim. Şimdi çocukları arıyorum. Eminim teklifimi kabul ettiğini duyunca havalara uçacaklar.'' dedi ve bu olayı salona geçtiklerinde bir şişe şampanya ile kutladılar.
Sabaha karşı eve gelen Manolya, Bade'yi salonda oturmuş harıl harıl yazı yazarken bulunca çok şaşırdı. Geldiğini fark etmemesine ise daha da çok şaşırdı. Yavaşça arkadaşına yaklaştı ve omzuna hafifçe dokunduğunda Bade irkilip adeta havaya sıçradı. Manolya merakla ve şen şakrak bir şekilde ''Nen var kuzum!?'' deyip gerdan kırarak eski Türk filmlerinde ki hülyalı bakışlardan attı ve kıkırdamaya başladı. Bade hiç bir şey söylemeksizin bakışlarıyla ve kaşlarıyla sehpanın üzerinde duran çiçeği işaret etti. Manolya gece boyunca içtiği içkilerin de verdiği neşeyle ve rahatlıkla, uzun bir ''Ooooooooo'' çekerek çiçeğe yöneldi ve hemen kimden geldiklerini sordu. Bade ise bilmediğini söyledi ve defterine yapıştırdığı kartı gösterdi. Bunun üzerine Manolya afacan bir kız çocuğu gibi kendisini divana atarak Bade'ye sarıldı ve ''Ay çok heyecanlııı'' diye bağırarak zıplamaya başladı. Bade'nin yoğun uğraşları sonucu bir süre sonra sakinleşti ve bu seferde böyle transa çekmiş vaziyette neler yazdığını sordu. ''Kafam çok karıştı, ben de çözümü yazmakta buldum. Ama uzun zamandır yazmadığım için kendimi bir türlü durduramadım, eve geldiğimden beri yazıyorum!''diye cevap verdi.
Manolya sezgisel bir şekilde mutfağa gidip hem arkadaşı, hem de kendisi için birer kahve yaptı. Bade bunun tam da ihtiyacı olan şey olduğunu belirtti ve teşekkür etti. Bir süre sessizce kahvelerini yudumladıktan sonra bu sefer soru sorma sırası Bade'deydi: ''Film gösteriminden sonra neler yaptınız?'' Manolya bir çırpıda bütün olan biteni anlattı ve Kaan'ın ne kadar şanslı olduğundan bahsetti. Bade grubun adını sorduğunda ise buna henüz net bir karar verilmediğini, halen arayışta olduklarını söyledi. ''Eh ünlü olduklarında sende röportajlarını yaparsın artık!'' diye takıldı Bade. Kahvesini bitirdikten sonra Manolya ertesi gün nasıl kalkacağından yakınarak uyumaya gitti. Bade'de uykusu gelmemesine rağmen birazcık uyuması gerektiğine karar verip odasına geçti.
Manolya rüyasında yine bu gece ki gibi kalabalık bir ortamdaydı. Ancak Kaan yanında değildi ve burada ki kimseyi de tanımıyordu. Etrafında dönerek tanıdık bir sima arıyordu, fakat tanıdığını düşündüğü insanlara yaklaştığında onları aslında tanımadığını fark ediyordu. Bir süre bu şekilde bocaladıktan sonra ileri de bir kapının açıldığını ve o kapıdan Kaan'ın çıktığını gördü. Bu seferde kalabalığın arasından Kaan'a ulaşmaya çalışıyor ama bir türlü ona ulaşamıyordu. Sonra birde ortam değişti ve kendisini büyük ağaçların bulunduğu gösterişli bir evin bahçesinde buldu. Geceydi ve etraf hayli karanlıktı ama kulağına tanıdık sesler geliyordu, hatta uzaktan gitar sesi de duyuyordu. Gitarı çalanın Kaan olduğundan emindi ve diğer seslerde muhtemelen arkadaşlarının sesleriydi. Birden hemen yanında ki gül tarhını fark etti. Koyu kırmızı renkli güllerden bir gonca kopartıp hafifçe yapraklarını okşadı. Kadife dokulu bu güzel çiçeği burnuna götürdüğünde ise yoğun ve güzel kokusuyla adeta kendinden geçti.
Bade ise rüyasında stüdyosundaydı ve kapının çaldığını duyunca hemen ayağa kalkıp aceleyle kapıya gidiyordu. Ama ''Kim o?'' diye seslendiğinde karşıdan hiç ses gelmiyordu. Kulağını kapıya dayadığında bir nefes alışverişi duyuyordu ama kapının deliğinden baktığında kimseyi göremiyordu. Kapıyı açıp açmamak konusunda tereddüt ediyor ve geri çekiliyordu. Bir süre sonra kapı tekrar çalınca kapıyı açıyor ama bu sefer de paspasın üstünde ki karttan başka hiç şey görmüyordu. Eğilip kartı eline aldığında ise küçük beyaz bir katta ''Beni düşündüğünü biliyorum'' yazıyordu. Kartı alıp kapıyı kapattıktan sonra mutfağa gidiyor ve gelecek olan misafirleri için nachos yapıyordu (bu tarifi merak edenler tarifi aşağıda bulabilirler). Ardında arkadaşlarının sesini duyuyor ve kapıyı açtığında gelenlerin çocukluk arkadaşları olduğunu görüyordu. Hem şaşırıyordu hem de çok seviniyordu. Tam da kapıyı kapatacakken arkadaşları hep bir ağızdan 'Kapatma, ''o'' gelecek!'' diyorlardı. Bakmak için kafasını kapıdan çıkarttığında ise uyandı, çoktan sabah olmuştu.
Nachos
1 büyük paket mısır cipsi (mümkünse sossuz olanlarından)
1-2 domates
1 küçük boy soğan
1-2 yeşil biber (varsa jalapone)
1-2 diş sarımsak
Bir tatlı kaşığı limon suyu
Yarım çay kaşığı pul biber
Yarım çay kaşığı kuru nane
Yarım çay kaşığı kuru kekik
2 küp şeker
Tuz
1 tepeleme tatlı kaşığı domates salçası
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 bardak rendelenmiş kaşar
Yarım kutu meksika fasulyesi
Bir kutu mısır
Bir avuç çekirdeği çıkartılmış siyah zeytin
Yapılışı
Tavada zeytinyağımızı iyice ısıttıktan sonra sırasıyla ezilmiş sarımsak sonra küçük şekilde küp küp doğranmış soğan, onlarda biraz pembeleşince küp doğranmış biberleri ekliyoruz. Biberler de yumuşayınca salçayı ve baharatları ekliyoruz. Salçamızın da kokusunu almaya başladığımızda kabukları soyulmuş küp kesilmiş domateslerimizi ve limon suyumuzu sonrasında şekerini ve tuzunu ekliyoruz (tuz damak tadına göre). Güzelce pişirdikten sonra kenara alıyoruz. Bir fırın tepsisine veya borcama yağlı kağıt serip üzerine cipleri yayıyoruz. Cipslerin üzerine yaptığımız sosu ekliyoruz. Sonrasında ince dilimlediğimiz zeytinleri, suyu iyice süzülmüş mısırları ve fasulyeleri elimizle gelişi güzel serpiştiriyoruz. En üste de kaşar peynirini yayıp önceden ısıttığımız fırında 180C derece peynirler erip, üstü hafifçe kızarana kadar pişiriyoruz (Fırından çıkartınca üzerine jalapeno turşusu ekleyebilirsiniz).
Afiyet olsun!


Yorumlar
Yorum Gönder