Yağmurla Gelen Anılar

''Bir aşk yaşanılamadıkça unutulmaz olur,
Yaşanabileceklerin ihtimali ve hayaliyleyse güçlenip bir tutkuya dönüşür.
Gelsin gece, gelsin de sarsın karanlığın büyüsü etrafı ve rüyalar alemine karışayım.'' Okuduğu bu dizeler Bade'yi içten içe etkilemişti. Biscotti yaptıktan sonra televizyonu kapatıp tekrardan kitap okumaya başlamıştı. Her zaman 3-5 kitap bir arada okurdu ve bu şiir kitabı da onlardan birisiydi. Şiir pek sevmezdi ama bu kitap başucu kitaplarındandı...

Manolya birazdan gelir herhalde dedi içinden ve pencereden dışarıya baktığında yağmurun başladığını farketti. Biraz önce okuduğu dizeler geziniyordu zihninde, daha önce defalarca okumuş olsa da her seferinde aynı şekilde etkilenmişti. Sanat çoğu zaman duygularımıza tercüman olur hatta bize kendimizden bile dürüst davranır diye düşündü.

Akşam yemeği yapıp yapmamak konusunda kararsızdı, kendi kendini gaza getirmek için zengin kütüphanesinde ki yemek kitaplarını karıştırmaya başladı. Dolabında ki malzemeleri düşünerek enteresan bir kaç tarif arayışına girdi. Yemek yapmak Bade'nin keyif aldığı eylemlerden biriydi. Tariflere hiçbir zaman tamı tamına uymaz, her seferinde bir şeyler ekler veya çıkartırdı.

Uygun bir kaç tarif bulduğuna karar verip malzemeleri hazırlamaya başladı. Soğanları doğrarken yine aklına o geldi. Beraber mutfakta yemek yaptıkları zamanları hatırladı. Hatta pazardan aldıkları yöresel mantarları, otları ve evde bunları kombin ederek yarattıkları lezzetleri hatırladı. Zorlamalar olmaksızın yakalanan doğal bir uyum her yerde ve her koşulda hoştu... Yağmurlu havanın ruh hali üzerindeki melankolik etkileri sonucu yine hatıralar denizinde yolculuk yapıyordu. Şöyle bir silkelenip mutfağa ve şimdiki zamana geri döndü.

Neşeli bir müzik açıp, şarkılara eşlik ederek yemeklerini pişirmeye başladı ve çok geçmeden çalan müziğe rağmen kapının açıldığını duydu. Manolya büyük bir neşeyle havayı koklayarak mutfağa geldi ve Bade'nin sıcaktan pembeleşmiş yanağına sevgi dolu bir öpücük kondurdu. ''Bade Sultan yine neler yapıyorsun bizim için?!'' diye şakıdı. ''Bakıyorum da keyfin yerinde şekerim, hayırdır Kaan'la mı barıştınız? Özel bir şey yapmıyorum yahu, dolapta bulduklarımla bir şeyler uyduruyorum işte!..'' dedi Bade. Manolya keyifle arkadaşına yeni aldığı kitabı gösterdi ve ''Neşemin nedeni işte bu kitap!'' diye ekledi. Bade göz ucuyla şöyle bir bakıp bu kitaba aşina olduğunu, güzel bir keşif yaptığını, daha sonra okumak isterse bu tarz bir kaç kitabı olduğunu belirtti.

Yemekler pişerken Manolya çaktırmadan Biscottilerden atıştırıyor ve kitabın sayfalarında göz gezdiriyordu. İlginç bulduğu yerleri de yüksek sesle arkadaşına okuyordu. Bir süre sonra kalkıp kendiliğinden masayı kurmaya başladı ve son dokunuş olarakta iki tane kırmızı mum yaktı. Bu akşam menüde bol baharatlı esmer pirinç pilavı ve fırınlanmış pastırmalı muz sarmaları vardı (tarifleri yazının sonunda bulabilirsiniz). Daha önce hiç tatmadıkları lezzetleri araştırmak ve keşfetmek iki kızın ortak noktalarından bir diğeriydi.

Masada sakin bir hava hüküm sürüyordu. Arkadaşının sessiz ve düşünceli haline pek alışık olmayan Manolya merakla ne düşündüğünü sordu. Bade önemli bir şey olmadığını, üzerinde çalıştığı son tablosunu düşündüğünü söyledi. Attığı yalana kendisi de inanmamıştı! Konuyu değiştirip ona gününün nasıl geçtiğini sordu. Manolya'da sonunda üzerinde çalıştığı yazıyı bitirebildiğinden ve yarın yapacağı röportajdan bahsetti. Hatta soruları yanında getirmişti, ne kadar hazır olduğunu düşünürse düşünsün son bir kez Bade'nin de fikrini almak istiyordu. Sonuçta o da röportaj yapacağı kişi gibi bir sanatçıydı.

Baharatlı Pilav

2 bardak esmer pirinç
2-3 karışık tereyağı
3 karışık zeytinyağı
Bir avuç kuş üzümü
Yarım tatlı kaşığı köfte baharatı
Yarım tatlı kaşığı köri
Yarım tatlı kaşığı nane
Yarım tatlı kaşığı pul biber
1 çay kaşığı zerdeçal
1 fiske tarçın
1 fiske karabiber
Tuz

Yapılışı

Öncelikle pilav tenceremize tereyağını koyup yüksek ateşte kızdırıyoruz ve yıkadığımız pirinçleri ekleyip kavurmaya başlıyoruz. İyice kavurduktan sonra pilavımızın biraz diri olması için 2 bardak esmer pirince yaklaşık iki buçuk bardak su ekliyoruz. Sonra kuş üzümünü ekleyip damak tadımıza göre tuzunu ayarlıyoruz. Biraz fokurdadıktan sonra altını kısıyoruz. Pilavımız piştikten sonra ısıyı yine yükseltiyoruz ve tahta kaşık yardımıyla ortasını açıp buraya zeytinyağını döküyoruz. Zeytinyağı iyice kızınca baharatları da ekleyip pilavı güzelce kavuruyoruz.


Fırınlanmış Pastırmalı Muz Sarma

Muz
Pastırma
Zeytinyağı

Yapılışı

Malzemelerin miktarını isteğe ve kişi sayısına bağlı olarak ayarlıyoruz. Muzları büyüklüklerine göre 3'er 4'er geniş parçaya bölüyoruz, çemensiz veya çemeni alınmış birer dilim pastırmayla sarıyoruz (bacon ile de muhteşem oluyor, domuz eti yiyenlere tavsiye ediyorum). Birer kürdanla tutturup yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine diziyoruz ve üzerlerine biraz zeytinyağı sürüyoruz. Önceden 180C derecede ısıttığımız fırında yaklaşık 10-15 dakika (muzlar hafiften karamelize olup pastırmalar kızarana kadar) pişirilir.

Afiyet olsun!


Yorumlar

Popüler Yayınlar