Konsantre Olmak Lazım
Manolya sabah çalar saati çalmadan kalkmış, ağlamaktan şişen gözlerini fondötenle şöyle bir toparlayıp alelacele makyajını yapmış ve dolabından eline geçirdiği ilk elbiseyi giyip mutfağa yönelmişti. Hemen kahvesini Bade'yi de düşünerek fazla fazla demlemiş, kahvesinden bir kaç büyük yudum alıp, marifetli bir şekilde saçlarını dağınık topuz yaptıktan sonra çantasını ve anahtarlarını alıp kapıdan çıkmıştı.
Babasından kalma 1967 model sevimli, kırmızı Austin Healey arabasına atlayıp, neşeli bir parça açarak keyifle iş yerine varması çok uzun sürmedi. Giyiminde de retro parçalar tercih eden Manolya babasının çok iyi baktığı ve yirmi birinci yaş gününde ona hediye ettiği bu arabayı senelerdir severek kullanıyordu. Özellikle yazın üstünü açıp yüzünde ve saçlarında rüzgarı hissederek deniz kenarında uzun gezintilere çıkmak onu çok mutlu ediyordu. Arabasını derginin bulunduğu plazanın otoparkına bırakıp asansörle ofise çıktığında işe beş dakika erken geldiğini fark etti.
Yeni yazacağı yazıyla ilgilenmesi ve yapacağı röportaj için sorular çıkartması gerekirken ne kadar uğraşırsa uğraşsın bir türlü işine konsantre olamıyor, Kaan ile en son kavgasını ve gece gördüğü rüyayı düşünmekten kendisini alamıyordu. 'Konsantre olmam lazım!' diyerek kendini kendini çimdikledi ve üzerinde çalıştığı yazıyı tekrar tekrar okudu. Kafasının karışıklığı öğlen yemeği molasına kadar sürdü.
Öğlen yemeğini fırsat bilerek kendisini dışarı attı ve iki blok aşağıda ki otantik kitap kafede soluğu aldı. Burada hem çok sevdiği kitapları karıştırabiliyor, hemde her daim favorilerinden olan sebzeli lazanyayı yiyebiliyordu. (sebzeli lazanyanın tarifini yazının altında bulabilirsiniz!) Hemen yemeğini sipariş edip yüzlerce kitabın doldurduğu büyük kitaplığın parapsikoloji bölümünü karıştırmaya başladı. Çoğuna aşina olduğu kitapların arasından daha önce hiç görmediği enteresan bir kitabı çekip çıkarttı ve arkasını okumaya başladı. Ortaokul yıllarından beri parapsikolojiye ve felsefeye büyük ilgisi vardı; kendi yaşıtları teneffüslerde oyun oynarken o, genellikle sakin bir köşede oturup kitap okurdu.
Bulduğu ilginç kitapla beraber masasına geçti. Soğuk sodasını yudumlarken kitabın sayfalarını karıştırıyordu. Bu kitap eş ruhlarla alakalıydı ve tarihten, mitolojiden günümüze aşk hikayeleri anlatmanın yanı sıra işin ruhsal boyutuna açıklık getirir nitelikteydi. Birbirinin en iyi yönlerini açığa çıkartmak, kişiliklerin çiçeklenmesi vs. bu kitabı beğenmişti, artık lazanyasını yiyebilirdi. Kaan'ın üzerinde ki etkisini düşünerek yemeğini yemeye başladı. Acaba bu ilişki onu daha çok pozitif yönde mi yoksa negatif yönde mi etkiliyordu ve aralarında ki şeye eş ruhluluk denilebilir miydi? Yemeğinin sonuna gelirken saatini kontrol etti ve öğlen molasının sonuna gelmekte olduğunu farketti. Çabucak tabağındakileri bitirip kitabı da satın alarak ofise doğru yürümeye başladı.
Ofise geri döndüğünde kısa sürede fazlasıyla oyalandığı yazısını bitirdi. İlgilenmesi gereken röportaj sorularını çıkartmak için araştırma yapmaya başladı. Lakin bir an önce eve gidip yeni aldığı kitabı okumak için can atıyordu! Sonunda sorularını ayarlayıp, nolur nolmaz diyerek ek sorular ekleyerek bu işini de tamamladığında çoktan akşam olmuştu. Yarın güzel bir röportaj yapacağını bilmenin rahatlığıyla geniş çalışma koltuğuna sırtını dayadı.
Kaan'la ilk tanıştığı zamanları hatırladı. Kıvırcık uzun saçlarıyla, uzun boylu ve yapılı ilginç bir delikanlıydı. İçten gülümsemesi, kahverengi muzur muzur bakan gözleriyle son derece zeki olduğu daha ilk bakışta belli oluyordu. Tanışalı yaklaşık üç sene olmuştu ve bu Manolya için rekor sayılabilecek derece de uzun bir süreydi! Yükseleni aslan olan erkeklerin kendilerini fazlasıyla beğenmeleri ve ilgiye olan açlıkları astrolojiyle az buçuk ilgilenenlerin bile bildiği bir şeydi. Sevgilisi iyi bir firmada çalışan başarılı bir mühendisti ancak boş zamanlarında da gitaristliğe devam ediyordu. Bir an için adına yazdığı şarkıyı duyar gibi oldu ve kendi kendine gülümsedi. Ne kadar kızsa da, darılsa da Kaan'ı büyük bir içtenlikle sevdiğini farketti.
Sebzeli Lazanya
2-3 yemek kaşığı zeytinyağı
2 orta boy havuç
1 adet tatlı kırmızı biber
1 adet kabak
1 küçük patlıcan
1 orta boy soğan
1-2 avuç bebek ıspanak
Tuz
Domates Sos:
1 konserve doğranmış domates
Taze fesleğen yoksa kuru fesleğen
2-3 yemek kaşığı zeytinyağı
2-3 diş sarımsak
Bir çay kaşığı şeker
Tuz
Beşamel Sos:
2 yemek kaşığı tereyağı
4 yemek kaşığı tam buğday unu
2 bardak soğuk süt
1 fiske karabiber
1 fiske rendelenmiş muskat
Tuz
Üzerine için: 200 gr. rende kaşar
Yapılışı
Bir tavada 2-3 yemek kaşığı zeytin yağımızı ısıtıyoruz ve sırasıyla ince kıyılmış soğan, pembeleşirken biber yumuşarken, patlıcan, kabak, havuç (hepsi küçük küçük küp doğranmış) ardından ıspanakları ve tuzu ekleyip güzelce soteliyoruz (sonradan fırınlanacağı için aşırı pişirmiyoruz).
Başka bir tavada yine yağımızı ısıtıp ezdiğimiz sarımsakları pişirmeye başlıyoruz ardından baharatlarımızı ve konserve domatesimizi ekleyip kıvamlanana kadar karıştırarak pişiriyoruz.
Beşamel sos için küçük bir tencereye koyduğumuz tereyağını ısıtmaya başlıyoruz. İyice ısınınca unumuzu ekleyip kokusu çıkıp pembeleşene kadar karıştırarak pişiriyoruz ve yavaş yavaş sütümüzü ve baharatlarımızı ekleyerek topaklanmaması için devamlı karıştırıyoruz. Pişip kıvamlanınca ocaktan alıyoruz.
Yağlanmış fırın tepsisi veya borcama lazanya yapraklarını bir kat koyup üzerine sırasıyla bir miktar beşamel sos, bir miktar sote sebzeli karışım ve bir miktar domates sos koyduktan sonra bir kat daha lazanya ve yine aynı işlem uygulanır. Lazanya yaprakları bitene kadar bu şekilde devam edilir. Son kat lazanya tabakasının üzerine kalan domates sos, beşamel sos ve rende kaşar güzelce serpilip 10-15 dakika oda sıcaklığında lazanya yaprakları biraz yumuşayana kadar beklenir ve önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişirilir.
Afiyet olsun!
Babasından kalma 1967 model sevimli, kırmızı Austin Healey arabasına atlayıp, neşeli bir parça açarak keyifle iş yerine varması çok uzun sürmedi. Giyiminde de retro parçalar tercih eden Manolya babasının çok iyi baktığı ve yirmi birinci yaş gününde ona hediye ettiği bu arabayı senelerdir severek kullanıyordu. Özellikle yazın üstünü açıp yüzünde ve saçlarında rüzgarı hissederek deniz kenarında uzun gezintilere çıkmak onu çok mutlu ediyordu. Arabasını derginin bulunduğu plazanın otoparkına bırakıp asansörle ofise çıktığında işe beş dakika erken geldiğini fark etti.
Yeni yazacağı yazıyla ilgilenmesi ve yapacağı röportaj için sorular çıkartması gerekirken ne kadar uğraşırsa uğraşsın bir türlü işine konsantre olamıyor, Kaan ile en son kavgasını ve gece gördüğü rüyayı düşünmekten kendisini alamıyordu. 'Konsantre olmam lazım!' diyerek kendini kendini çimdikledi ve üzerinde çalıştığı yazıyı tekrar tekrar okudu. Kafasının karışıklığı öğlen yemeği molasına kadar sürdü.
Öğlen yemeğini fırsat bilerek kendisini dışarı attı ve iki blok aşağıda ki otantik kitap kafede soluğu aldı. Burada hem çok sevdiği kitapları karıştırabiliyor, hemde her daim favorilerinden olan sebzeli lazanyayı yiyebiliyordu. (sebzeli lazanyanın tarifini yazının altında bulabilirsiniz!) Hemen yemeğini sipariş edip yüzlerce kitabın doldurduğu büyük kitaplığın parapsikoloji bölümünü karıştırmaya başladı. Çoğuna aşina olduğu kitapların arasından daha önce hiç görmediği enteresan bir kitabı çekip çıkarttı ve arkasını okumaya başladı. Ortaokul yıllarından beri parapsikolojiye ve felsefeye büyük ilgisi vardı; kendi yaşıtları teneffüslerde oyun oynarken o, genellikle sakin bir köşede oturup kitap okurdu.
Bulduğu ilginç kitapla beraber masasına geçti. Soğuk sodasını yudumlarken kitabın sayfalarını karıştırıyordu. Bu kitap eş ruhlarla alakalıydı ve tarihten, mitolojiden günümüze aşk hikayeleri anlatmanın yanı sıra işin ruhsal boyutuna açıklık getirir nitelikteydi. Birbirinin en iyi yönlerini açığa çıkartmak, kişiliklerin çiçeklenmesi vs. bu kitabı beğenmişti, artık lazanyasını yiyebilirdi. Kaan'ın üzerinde ki etkisini düşünerek yemeğini yemeye başladı. Acaba bu ilişki onu daha çok pozitif yönde mi yoksa negatif yönde mi etkiliyordu ve aralarında ki şeye eş ruhluluk denilebilir miydi? Yemeğinin sonuna gelirken saatini kontrol etti ve öğlen molasının sonuna gelmekte olduğunu farketti. Çabucak tabağındakileri bitirip kitabı da satın alarak ofise doğru yürümeye başladı.
Ofise geri döndüğünde kısa sürede fazlasıyla oyalandığı yazısını bitirdi. İlgilenmesi gereken röportaj sorularını çıkartmak için araştırma yapmaya başladı. Lakin bir an önce eve gidip yeni aldığı kitabı okumak için can atıyordu! Sonunda sorularını ayarlayıp, nolur nolmaz diyerek ek sorular ekleyerek bu işini de tamamladığında çoktan akşam olmuştu. Yarın güzel bir röportaj yapacağını bilmenin rahatlığıyla geniş çalışma koltuğuna sırtını dayadı.
Kaan'la ilk tanıştığı zamanları hatırladı. Kıvırcık uzun saçlarıyla, uzun boylu ve yapılı ilginç bir delikanlıydı. İçten gülümsemesi, kahverengi muzur muzur bakan gözleriyle son derece zeki olduğu daha ilk bakışta belli oluyordu. Tanışalı yaklaşık üç sene olmuştu ve bu Manolya için rekor sayılabilecek derece de uzun bir süreydi! Yükseleni aslan olan erkeklerin kendilerini fazlasıyla beğenmeleri ve ilgiye olan açlıkları astrolojiyle az buçuk ilgilenenlerin bile bildiği bir şeydi. Sevgilisi iyi bir firmada çalışan başarılı bir mühendisti ancak boş zamanlarında da gitaristliğe devam ediyordu. Bir an için adına yazdığı şarkıyı duyar gibi oldu ve kendi kendine gülümsedi. Ne kadar kızsa da, darılsa da Kaan'ı büyük bir içtenlikle sevdiğini farketti.
Sebzeli Lazanya
2-3 yemek kaşığı zeytinyağı
2 orta boy havuç
1 adet tatlı kırmızı biber
1 adet kabak
1 küçük patlıcan
1 orta boy soğan
1-2 avuç bebek ıspanak
Tuz
Domates Sos:
1 konserve doğranmış domates
Taze fesleğen yoksa kuru fesleğen
2-3 yemek kaşığı zeytinyağı
2-3 diş sarımsak
Bir çay kaşığı şeker
Tuz
Beşamel Sos:
2 yemek kaşığı tereyağı
4 yemek kaşığı tam buğday unu
2 bardak soğuk süt
1 fiske karabiber
1 fiske rendelenmiş muskat
Tuz
Üzerine için: 200 gr. rende kaşar
Yapılışı
Bir tavada 2-3 yemek kaşığı zeytin yağımızı ısıtıyoruz ve sırasıyla ince kıyılmış soğan, pembeleşirken biber yumuşarken, patlıcan, kabak, havuç (hepsi küçük küçük küp doğranmış) ardından ıspanakları ve tuzu ekleyip güzelce soteliyoruz (sonradan fırınlanacağı için aşırı pişirmiyoruz).
Başka bir tavada yine yağımızı ısıtıp ezdiğimiz sarımsakları pişirmeye başlıyoruz ardından baharatlarımızı ve konserve domatesimizi ekleyip kıvamlanana kadar karıştırarak pişiriyoruz.
Beşamel sos için küçük bir tencereye koyduğumuz tereyağını ısıtmaya başlıyoruz. İyice ısınınca unumuzu ekleyip kokusu çıkıp pembeleşene kadar karıştırarak pişiriyoruz ve yavaş yavaş sütümüzü ve baharatlarımızı ekleyerek topaklanmaması için devamlı karıştırıyoruz. Pişip kıvamlanınca ocaktan alıyoruz.
Yağlanmış fırın tepsisi veya borcama lazanya yapraklarını bir kat koyup üzerine sırasıyla bir miktar beşamel sos, bir miktar sote sebzeli karışım ve bir miktar domates sos koyduktan sonra bir kat daha lazanya ve yine aynı işlem uygulanır. Lazanya yaprakları bitene kadar bu şekilde devam edilir. Son kat lazanya tabakasının üzerine kalan domates sos, beşamel sos ve rende kaşar güzelce serpilip 10-15 dakika oda sıcaklığında lazanya yaprakları biraz yumuşayana kadar beklenir ve önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişirilir.
Afiyet olsun!



Yorumlar
Yorum Gönder