Rüya ve Yeni Gün

Filmden sonra iki kız da odalarına çekildiler ve çok geçmeden uykuya daldılar. Manolya rüyasında bir binanın tepesinden atlıyor ama düşeceği yerde uçmaya başlıyordu. Sonra birden denizin dibine dalıyor, mağaralara girip çıkıyor, türlü türlü balıklarla ve deniz canlılarıyla yüzüyordu.Oradan da bir anda oturma odasına geliyor ve divanda Kaan'la oturuyor, konuşmadan boş boş kapalı televizyon ekranına bakıyorlardı. Sonrası karanlık...Bade ise rüyasında onu gördü; mavi gökyüzünün altında, deniz kenarında bir bankta oturmuş denizi izliyorlardı; güneş ışığının aydınlattığı gemileri, yelkenlileri, küçük sandalları...Uzaktan gelen trafik sesi, denizin sakin hışırtısı ve martı çığlıklarının dengeli karışımı dışında hiç bir ses yoktu. Konuşmuyorlardı ama içlerinde derin bir huzur vardı. El ele bile tutuşmadan öylece oturuyorlardı. Sonra birbirlerine döndüler ve gözleri, bakışları birbirine karıştı. Sözlerle anlatılamayacak neler neler konuştular...ve birden uyandı, çoktan sabah olmuştu.

Bir fincan kahve için mutfağa yöneldiğinde Manolya çoktan dergiye gitmişti. ''Ne düşünceli kız, kahveyi de fazla fazla demlemiş'' diye düşündü Bade ve dolaptan çıkarttığı haşhaşlı çöreği ısıtmaya koyuldu (işte o haşhaşlı çöreğin tarifini sayfanın altında bulabilirsiniz). Aklında yeni tablosunu şekillendiriyordu. Isınan çöreğini tabağa aldı, kahvesini doldurdu. Pencere kenarında ki berjere yayılıp dışarıyı izleyerek kahvaltısı olan bu küçük çöreği yemeye başladı, bir yandan da kahvesini yudumluyordu.                                                                         

Kum fırtınası olduğu için uzaklar görünmüyordu, beyaz ve yoğun bir hava hakimdi. Böyle zamanlarda yapılabilecek en güzel şey evde olmak ve stüdyoda müzik eşliğinde yeni bir şeyler yaratmaktı. Akşam da elime bir kitap alıp divana yayılırım diye düşündü. Lüks bir gökdelenin 41. katında ki dairesinin büyük penceresinden bir süre daha manzarayı izleyip dün gece gördüğü rüyayı düşündü sonra kalktı ve ağır adımlarla tabağını mutfağa bırakıp stüdyosuna yöneldi. Kahvesi henüz bitmemişti, ona daha uzun saatler eşlik edecekti. Bade'nin garip ritüellerinden birisi de aklına geldikçe bir kaç yudum alarak saatlerce aynı kahveyle içmesiydi. Hiç sevmediği ve nadiren tükettiği kola içinde aynı şey geçerliydi.

Stüdyo olarak tayin ettiği odanın ışıklarını açtı ve şövalesinde ki boş tuvalin karşısına geçerken şöyle bir gerindi.  Malum her zaman olduğu gibi yeni olaylardan ilham almıştı ve bir an önce hislerini tuvale döküp rahatlamalıydı. Çoğu zaman kelimelerin kifayetsiz kaldığı boşlukları eserleriyle doldururdu.

''Sen her zaman benim imkansız aşkım olacaksın.''

''Niye öyle diyorsun? Yanındayım ve seni seviyorum.''

''Öyle işte...''

''Ama öyle olmak zorunda değil ki! Gel...'' dedi ve oturduğu koltuktan kalkıp onun elini tuttu, hafifçe çekerek ayağa kaldırdı. Kararlı bir şekilde onu perdenin arkasına götürdü. İkisi de hayli içkiliydi ama bilinçleri tamamen yerindeydi. Yüzünü ellerinin arasına aldı ve onu o mükemmel şekilli dolgun dudaklarından öptü. Tepkisi şaşırtıcıydı; kocaman adam olduğu yerde mutluluktan gülerek zıp zıp zıpladı! Çocuklar kadar sevinçliydi...

Hatıralardan stüdyosuna, tuvalinin başına döndüğünde artık ne çizeceği en ince detayına kadar biliyordu: Bu hayatta beraber olamasalar da bu tuvalde beraber olmamaları için hiç bir neden yoktu. Manolya'nın başına gelenler garip bir şekilde kalbinin derinliklerinde sakladığı eski aşkını alevlendirmişti. Fiziksel olmasa da içsel olarak yaşanmışlıkları tekrardan yaşıyordu.

Siyahın fazla iç karartıcı ve umutsuz olacağını düşünerek arka planı acı çikolata tonlarında yoğun bir kahverengiye boyamaya başladı.



Haşhaşlı Çörek
1 bardak ılık süt
1 bardak ılık su
Yarım bardak zeytinyağı
2 yemek kaşık esmer şeker
1 çay kaşığı tuz
4 bardak tam buğday unu
Yarım paket yaş maya
1 çay bardağı haşhaş ezmesi
Yarım çay bardağı zeytinyağı
Üzerine:
Yumurta sarısı
Yapılışı
Hamur için gereken malzemelerini bir kaba karıştırıp yoğurmaya başlayın. Yapışkan bir kıvama gelene kadar yoğurup, üstünü temiz bir bezle kapatarak mayalanmaya bırakın. Mayalandıktan sonra elinizle kare şeklinde açın ve üzerine haşhaş ezmesi zeytinyağı karışımını sürüp dört parçaya kesin. Bu parçaları üst üste dizin ve tekrar açın sonra şeritler kesin. Kestiğiniz şeritlerden burgular yapıp yağlanmış veya yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye dizin. Yarım saat beklettikten sonra üzerine yumurta sarısı sürüp önceden 180C derecede ısıtılmış fırında pişirin altın rengi alana kadar ve üzeri kızarana kadar güzelce pişirin.
Afiyet olsun!

Yorumlar

Popüler Yayınlar