İlk Buluşma
Ekrem, Bade ile buluşmak için Il Gatto Kafe'ye vardığında sağanak yağmurdan fazlasıyla nasibini almıştı. İş icabı da olsa, özel hayatında da olsa randevularına her zaman erken gitmek gibi bir huyu vardı. Bugün de bu geleneğini sürdürmüş ve yaklaşık on beş dakika erken gelmişti. Bade'yi beklerken ilk defa uğradığı bu mekanı inceleme fırsatı bulduğuna seviniyordu. İsminden de anlaşıldığı gibi (il gatto İtalyanca kedi demektir) kedi temasına üzerine kurulmuş küçük ama sevimli bir yerdi burası. Dünyanın dört bir yanından toplanmış kedi bibloları ve kedi tablolarının yanı sıra mekanda çok sayıda da kedi bulunuyordu.
Çok geçmeden kapının açıldığını bildiren pirinç zil çınladı, Bade'nin dakikliği Ekrem'i hem şaşırtmış hem de mutlu etmişti. Kızın gözleri kendini bekleyen yakışıklı adamı anında keşfetti ve bir solukta kendisini kafenin renkli yuvarlak koltuklarından birisinde otururken buldu. Ekrem ile hızlıca el sıkışıp kendini koltuğun rahatlığına bıraktı.
Çok geçmeden kapının açıldığını bildiren pirinç zil çınladı, Bade'nin dakikliği Ekrem'i hem şaşırtmış hem de mutlu etmişti. Kızın gözleri kendini bekleyen yakışıklı adamı anında keşfetti ve bir solukta kendisini kafenin renkli yuvarlak koltuklarından birisinde otururken buldu. Ekrem ile hızlıca el sıkışıp kendini koltuğun rahatlığına bıraktı.
Bade'de biraz ıslanmıştı. Uzun ince parmaklarını dalgalı saçlarının arasına daldırıp nemlenen saçlarını havalandırdı. Ne konuşacağını bilmiyordu ancak içinde tuhaf ve tanıdık bir his vardı.
Jale'nin kuzeni Hande (arada kuzenine yardım etmek için kafeye uğrardı) masalara uğrayıp ne içmek istediklerini sorana kadar aralarında herhangi bir konuşma geçmemişti.
Ekrem Bade'nin buzlu çayını pipetle mahçup mahçup işini izlerken ona biraz daha hayran oldu. Sonunda konuşacakları bir konu bulmuştu. Bade'ye ne zamandır sanatla uğraştığını sordu. Bade ise sorunun bildiği bir yerden gelmesine rahatlamış ilkokul öğrencisi gibi rahatladığını hissetti. Çocukluğundan beri sanatla içli dışlı olduğunu ve ailesinin onu her zaman bu konuda desteklediğinden bahsetti. Okulda her zaman biraz asosyal olduğunu ve en iyi arkadaşının karalama defteriyle kitapları olduğunu anlattı. Bu sefer Bade Ekrem'e mesleğini nasıl seçtiğini sordu ve Ekrem gözlerini gözlerinden ayırmaksızın tatlı bir gülümsemeyle ve büyük bir içtenlikle anlatmaya başladı. Konu konuyu açtıkça iyice birbirlerine daha da ısındılar.
Bu arada Manolya işyerindekileri hasta olduğuna ikna etmiş ve o çok istediği izni kopartmıştı. Alelacele eve geldi ve Bade'nin kapısını ne olur ne olmaz diye tıklattıktan sonra içeriden ses gelmeyince hemen odaya daldı. Şansına günlük yatağın yanında ki yuvarlak hatlı, retro şifonyerin üzerinde duruyordu. Defterin duruş açısını ezberleyerek defteri eline aldı (Bade'nin inanılmaz keskin gözleri vardı) ve sayfaları karıştırmaya başladı. Sonunda o gecenin tarihinin yazılı olduğu sayfaya denk geldi ve okumaya başladı. Okudukça hem şaşırdı, hem de yazılan bazı şeylere anlam veremedi. Defterle işi bitince hatırladığı şekilde özenle yerine geri yerleştirdi ve mutfağa geçti.
Buz dolabının önünde biraz düşündükten sonra elmalı kurabiye yapmaya karar verdi.
ELMALI KURABİYE
Malzemeler:
Hamur için:
100gr. tereyağı
Yarım su bardağı esmer şeker
2-2.5 su bardağı un
2 yemek kaşığı yoğurt
1 paket vanilin
1 paket kabartma tozu
İç harcı için:
2 adet yeşil veya sarı elma
2 yemek kaşığı esmer şeker
Yarım su bardağı üzüm
1 tatlı kaşığı tarçın
1 avuç dolusu ceviz
1 yemek kaşığı su
YAPILIŞI:
Elmaları rendeledikten sonra. Önce cevizleri hafif yağda pişip rendelenmiş elmalarla beraber bütün malzemeleri ekleyip güzelce pişiriyoruz.
Sonra bir kapta hamur için gereken malzemeleri oda sıcaklığında ki tereyağı ile güzelce yoğurmaya başlıyoruz. Kulak memesi kıvamına gelince üzerini kapatıp dolapta yaklaşık yarım saat bekletiyoruz.
Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp yuvarladıktan sonra avcumuzda açıp içine harçtan ekliyoruz ve kenarlarını birleştirdikten sonra tekrardan hafifçe yuvarlıyoruz. Yağlı kağıt serili fırın tepsisine kurabiyelerimizi yerleştirdikten sonra üzerine pudra şekeri serpiyoruz. Önceden 180C derece ısıtılmış fırınımızda yaklaşık 20 dk rengi hafif pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.
Afiyet olsun!



Yorumlar
Yorum Gönder